Ankara'da TNK ile buluştuk
Çarşamba, 23 Haziran 2010 15:21    PDF Yazdır e-Posta
 

TNK ile 'Fanta Gençlik Festivali'  Öncesi Keyifli Bir Söyleşi Gerçekleştirdik

Çıkardıkları yeni albümlerinin ilk klibi 'Söyle Ruhum' ile sıkça müzik kanallarında karşılaştığımız TNK ile Ankara'da buluşup keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Şebnem Ferah ve Ceza ile çıkacakları 16 şehirlik turne öncesi tüm merak ettiklernizi gruba sorduk. İmzalı albüm kazanan kişiler : Incinur Çakır ve Elif Erdem

 

1.      Grubunuz nasıl kuruldu? Biraz anlatırmısınız?

Caner: Lise iki, sene ozaman 2001 falan hatta. Biz Basri ile beraber aynı dershaneye gidiyorduk. Ben ozaman kendi okulumda müzik yapıyordum, okulun müzik grubunda. Birsürü aktivitem vardı müzikle alakalı. Dershaneye başladığım gün Basri’yle karşılaştık. İki müzik dinlyeicisi olarak, aynı zamanda müzik yapmayı seven insanlar olarak bir grup kurmaya karar verdik. Benim okuldan arkadaşım Ali davulcu, Ali’nin arkadaşı Hasan gitarist olarak gruba katıldı ve bu şekilde başladık müzik yapmaya.

 

2.      Grubunuzun adı nerden geliyor? Anlamı ne?

Onur : Grubun adı annesinden geliyor (Caner’in)

Caner: Biz aslında heavy metal müzik yapıyorduk lise yıllarında. Ondan sonra bi demo kayıt ettik. O dönem kayıt ettiğimiz şarkıyı anneme dinlettim. Annem’de TNK kelimesi günümüzde neyi ifade ediyorsa, annem de ‚bu ne ya?! teneke gibi’ demişti. Hem metal müziğe olan bir vurgu hemde boş bir iş yaptığımıza.

Basri: Tıngırtı :)

Caner: Bende dedim ki bu grubun adı TNK olsun. İlk ve son ismimiz olcak büyük bir ihtimalle. Herkesinde ilk grubu sayılır TNK aynı zamanda.

Onur: Bu ne ya teneke gibi dedi sonra kısalltık ‘T N K ‘ oldu.

Caner: Hatta ‘Sıra Bizde’de Teneke diye yazıyordu e harfleri ile birlikte.

 

3.      İlk zamanlar ne gibi engellerle karşılaştınız? Aileniz genç yaşta müziğe atılmanızı nasıl karşıladı?

Caner: Yeni grup kurmus dinleyicinizden gelen bir soru bu. Anadolu lisesini kazanmışım, Basri TED’de okuyor, Onur Anadolu lisesinde okuyor. Başarılı öğrenciler olarak hayatımıza devam ederken bi yanda müzik yapmak istiyorsun ve müzik yapma isteginle kalmayıp yarışmalara katılıyorsun.

Basri: ÖSS’ye iki hafta kala :)

Caner: Evet ÖSS’ye iki hafta kala yarışmaya katılıyorsun. Baya zor bir şey ailelerin bunu kabullenmesi. Kabul ettirmenin bi yolu yok. Sonuçta o bunalımı yaşıyarak buna devam etmelisin.
Basri : Bunu kabul ettirmenin bi yolu yok. Yani bi yolu yok. Herkes kabul ettirmek için kendi yolunu kendi buluyor :)

Caner: Mesela bişey için  konsere oluyor, okula gitmiyorsun o sosyal faaliyete katılıyorsun. Bunları saklamak zorunda kalıyorsun çoğu zaman. Okul ile beraber yürütülen birşeymiş gibi göstermeye çalışıyorsun.

Onur: Şöyle bi durum oluyor, klasik bir laf: ‚Okuluna devam et ama hobi olarak yap müziğini’ yüz yıllardır duyduğumuz şey bu yani :) Bi yandan seviniyorlar, bi yandan kuşkuyla bakıyorlar işini gücünü aksatacakmı diye.

 

4.     Grup kurulduktan bir yıl sonra „Sing Your Song“ adlı yarışmaya katılıyorsunuz ve „Genç Yetenek“ unvanına layık görülüyorsunuz. Bu yarışmadan iki yıl sonra  2004’te „Fanta Genç Yetenekler Arıyor“ adlı yarışmada „Türkiye birincisi“ seçiliyorsunuz.  Üst üste gelen bu başarılarıları neye bağlıyorsunuz?

Caner: Biz çok içten müzik yapıyoruz. Satma kaygısı, çok fazla kitlelere ulaşma kaygısı gütmeden. Kendi içimizden geleni yaptığımız için başarılı olduğumuzu düşünüyorum ben.

 

5.      2005’te ilk stüdyo calışmasi olarak „Sira Bizde“ adlı bir EP çıkardınız. Albüm değilde neden bir EP tercih ettiniz?

Basri: EP olmasının sebebi  2004 Fanta Genç Yetenekler yarışmasının ödülü olarak çıkartılarn bi EP’di. O belirlenmiş bir şeydi, kazanan gruba EP çıkartılcaktı.

 

6.      Bu yıl Nisan‘da çıkan yeni albümünüz „Söyle Ruhum“ hakkında biraz bahsedermisiniz? Neden 4 yıllık bir gecikmeyle çıktı albüm?

 Caner: 2004’te Genc Yetenekler yarışmasını kazanıyoruz ve 2005’e kadar bir bekleme süreci var. Sadece EP’nin çıkması bile, ki hazir olan Fanta’nın ödül olarak bize sunduğu hemen yapılması planlanan bi iş bile 12 ay geçikmeyle çıkıyor. Bizde kendi gücümüzle yapmak istediğimiz bir iş var, full albüm çıkartmak. Bu albümün çıkarma sürecinin öncelikle bir kaç nedeninin bitanesi, Türkiye’de bu işlerin zaten ağır ve zor yürüdüğü, Türkiye’de Rock müzik yapmanın hala zor olduğu. 2.si TNK 2005’te bu EP’yi çıkartıktan sonra çok az gözü açılmış bir gruptu. Yani biz bu işi satabiliriz, konserlere çıkabiliriz. Bu gün dinlediğimiz bir çok ünlü gruptan biri olabiliriz deme durumunu belki 2006/2007’de yakaladı. Ondan sonra zaten ‚Kalpsiz’ ve ‚Sıra Bizde’ gibi 2005 yılında çıkmış bir albüme klip çektik.

Onur: İki sene gecikmeli..

CANER: "Ciddi anlamda obsesif bir grup olduğumuzu düşünüyorum ben."

Caner: Evet iki sene gecikmeli bi klip çektik. Biz bu klipleri çektikten sona piyasada bi şekilde yer bulabilmiş olmamız, bizim daha çok bu işi yapabileceğimize inancımızı arttırdı. Bu süre içerisinde hem albüm çıkarmak istiyoruz, fakat o kadar bu işin peşinden koşmuyoruz, ama 2007’de bu klipleri çıkartıktan sonra ‚Evet TNK’nin bi dinleycisi varmış’ ‚TNK birilerine ulaşabiliyor’ ‚TNK sevildi’ çünkü o dönem içerisinde klibimiz her tarafta döndü, insanlardan istek aldı, fazla talep oldu. Bizde bu gücü sırtımıza alarak 2007’den sonra  çok daha ciddi çalışmaya başladık var olan bir sürü şarkımız vardı. Ama bir albüm çıkarmak, profesyonel bir grup olmak mantığına biraz daha geç ulaştık. O 4-5 senelik geçikmenin nedenlerinden biride bu. Bitane daha var. Ciddi anlamda obsesif bir grup olduğumuzu düşünüyorum ben. Bi şekilde karar verme mekanizmamız güç, zor bi grubuz. ‚Bu şarkı iyi oldu, bu şarkı albümde olsun, ve ya bu albümü şöyle yapalım, biz şöyle bi grubuz’ bu tarz şeyler söylemek bizim için zor olmuştur. Bunun bizden kaynaklanan bi geçikmesi de var. Bu üç ayrı söylediğim  neden beş senelik geçikmeyi sağlıyacak kadar.

 

O süreç albümü sizce nasıl etkiledi?

Caner: Bu süre içerisinde en güzel şeylerden biri klipten biraz daha önce gruba Onur katıldı. EP’ten sonra gruba girmiş bir eleman Onur. Gruba Onur’un katılmasyıla biz hem Onur’un kendi fikirlerinden dolayı hem kendi yeteneğinden dolayı işe birazcık daha ciddi bakmaya başladık. Birazcık daha kendi tavrımızı oturtmaya, çıkarmaya başladık. Bu bu sürenin güzel gelişmelerinden biri. Bu süreci kötü kılan şeylerden biride, belli bi saatten sonra‚ evet artık albüm yapmalıyız dediğimizde, bi kitleyi edinmiş olmanın bilincinde olarak işin zorlanması ve iyi gitmemesi bizi biraz daha ‚sorunlu’ :) grup haline oluşturdu. O süreden sonra kişisel olarak önemli evrelerden geçtiktik …. (gülüyorlar (: )

        

        7.      Albümde hem çok pessimist, umutsuz aşkı anlatan şarkılar, hemde cok eğlenceli şarkılar var. Acaba albümde yer alan şarkılar yılların birikimi olarak, bu uzun zaman zarfında değişik ruh hallerinden geçmiş olmanızın yansımasımı?

Caner: Cevabı içinde verilmiş zaten. Kesinlikle en temel nedeni o. Bu kadar uzun zaman içerisinde üretilen parçalar tabii ki farklı ruh hallerinden ve kişisel olarak belli iyi kötü dönemlerden geçmemizin sonucunda ortaya çıktı…

 

        8.      „Söyle Ruhum“ şarkısında, şarkı sözleri sürekli karamsar bir yolda ilerlerken şarkının sonlarına doğru "Yine de biter.. hayat yine, ask yine içime siner.." gibi pozitif sözler yer alıyor. Şarkıda iki farklı ruh hali yansıtılıdığına göre hayata bakış açınız da sadece karamsar yönde değildir? Ya da bu farklilik hayata yansımayıp yalnızca müziğiniz için mi geçerli?

Caner: Şöyle bir adam var. Söyle Ruhumda gerçekten kendi içinde çok dibe vurmuş bir adam bir şeyler anlatıyor ve şarkının C bölümündeki sözler müzikal vurguda çok umut veren bir noktaya gidiyor. Müziğin kendi içindeki armonisi de o tarafa gidiyor. Bu adam aslında, ‘Söyle Rumun’daki adam, bir şekilde yeniden doğabileceğine belki çok dibe vurmuş bi adam, belki tamamen yok olduğunu düşünelim ve tekrar doğa bileceğine, bu sefer yaşayacağı  hayatta belki bunların değişebileceğine inanıyor.

Onur : Bu sufi bir duruş.

Caner: Evet belki kutsal bir yolla bu inanca erişiyor. Yani bir şekildi kendini rahatlatmaya çalışan, o pozitifliği yaklayan ama aslında o umutta yine bi negatif bir durum var yani bir hayal gücünü yansıtıyor adam. Yani bir inanç onun için. Durumun aslında kötü olduğunu biliyoruz hala.

                                 

9.     Çıkış parçası olarak albümle aynı adı taşıyan „Söyle Ruhum“ parcasına cektiniz. Klibi şahsen  kendim çok beğendim. Klibi nerede çektiniz?

Onur: Hepsi Photoshopla : )

Basri : Klibi evde çektik : ) İstanbul’da Riva’da bir ormanda çektik. Terk edilmiş bir yapıda çektik. Emir Khalilzadeh yönetmenliğinde çekilde.

 

 "Sıradaki Klibi Siz Belirleyin"

10.   Sıradaki klibi hangi parçaya cekmeyi düşünüyorsuz?

Caner: Sence hangi şarkıya çekelim?

Tolgahan: ‚Türkü’ olabilir ya da ‚Bu Şarkıyı Söyleyin’. Bu arada Almanya’dan Esvedeyn’in bascı Harun bu şarkıyı çok beğeniyormuş ve selamını iletmemi istedi.

TNK : Aleykümselam

Tolgahan: eeeeee

Caner: Atlıyalım mı bu soruyu? (Gülüyoruz : ) )

Basri: ‘Sence?’ mi diye cevap vermiş olduk? (Gülmeye devam: ) )

Onur: Facebook’ta anket yapıyoruz. Hangisi çıkarsa artık.

Basri: Facebook’taki ankete kaılımlarını bekliyoruz.

"Ankara'da Çok Dostane Bir Rekabet Var"

11.  Ankara’da son zamanlarda sizin gibi iyi gruplar çıkıyor. Ankara’nın bu potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Basri: Ankara’da insanların kendi yaptığı işleri izole bir şekilde hem yapabilme imkanı var hemde dikkatleri dağıtan çok fazla unsur yok.  Yani konsantre olmak, içe dönüp, işinle meşgul olmak bu işi yapmak daha kolay olduğunu düşünüyorum. Bi sebebi o. Başka sebebleride var. Caner devam etmek isterse : )

Caner: Ankara sonuçta yüzey alanı olarak geniş bir yer. Çok fazla insanda yaşıyor burda. Onun dışında burda müzisyen de çok fazla. Ankara’da müzisyenin çok olması öğrencilerin buaralarda yoğun olarak bulunduğu bir kent olmasındanda kaynaklanıyor. Yapabileceğimiz şeyler, gidebileceğimiz yerler İstanbul kadar fazla olmadığı için burda bir şekilde insanlar bi şekilde bir birileriyle tanışıyorlar. Ve birazcık daha belki güzel bir rekabet ortamı doğuyor. Herkes birbirinden haber alıyor o bunu yapmış falan diyip ondan gaza gelip onun gibi olmaya çalışan gruplar.. Kendi içimizde böyşe o rekabeti saladığımız bir tanışıklığımız var. Bununda etkisinin olduğunu düşünüyoru ben.

Basri: Hemde çok dostane bir şekilde. Güzel bir rekabet var. Herkese yarayan rekabet var.

Caner : Müziğide yarayan bir rekabet.

 

"TNK bundan sonraki sahne performanslarında eski TNK olmayacak bunuda şuan burdan haber şeklinde verebilirim."

12.  Fanta Gençlik Festivali kapsamında Şebnem Ferah ve Ceza ile birlikte 16 ayaklı bir Türkiye turnesine cikiyorsunuz. İlk kez bu kadar geniş kitlelere hitap edeceksiniz. Bu nedenle özel bir sahne performansı sergilemeyi düşünüyormusnuz?

Caner : Kesinlikle. Bu albümle birlikte artık kendi parçalarımızı çalabileceğimiz konserlerde 15 tane kendi şarkımız var. Bu şarkıları çalarken çok daha kendimize has bir şekilde sahneye oturtacağız. Bu zaten Fanta olsaydı ya da olmasaydı da vardı. Bu Fanta’nın bir festivali olmasından biraz daha farklı, daha eğlenceli repertuar hazırlayacağız.
TNK bundan sonraki sahne performanslarında eski TNK olmayacak bunuda şuan burdan haber şeklinde verebilirim.

 

13.  maNga’nın dün gece sergilediği performansı nasıl buldunuz? Sonuç hakkında ne düşünüyorsunuz?

Caner : Kişisel olarak fikrimi söyleyim. Ben Eurovizyon’u yıllar sonra, hatta sevdiğim sanatçılara oy vererek, ilk defa izledim. maNga’nın performansı çok iyidi. maNga’nın sahne performansı’nın dışında dün Eurovizyon’da genel olarak bu güne kadar görmediğim daha kaliteli, daha iyi duran, daha performansları doğuru, daha sanatçı kişilikli insanların da çıktığını gördüm. Bu baya ilginç geldi bana. Çok fazla favorim vardı ilk defa. Ama maNga’dan bahsedicem. Ama Eurovizyon hakkında bi kaç fikrimi söyleyim. Şunu herzaman duymak istemiyordum yani çok politik bir yarışma olduğu müzikten daha çok insanların daha çok fanatizimle oy attığını inanmak istemedim. Dün çok dahil bir şekilde çok konsantre izledim Eurovizyonu. Benim kişisel favorilerim bile ilk beşe giremediler. Çok ilginç bi yarışmaymış aslında onu gördüm. Ama onun dışında zaten maNga Türkiye’de çok tecrübeli, belki binden daha fazla sahne yapmış profesyonel bir grububumuz. Ben zaten o yarışmada maNga’nın performansının çok iyi olması gerektiğini biliyordum, o şekilde de oldu.

Soruda yok belki ama Eurovizyon maNga için ne getirir? Ben çok kişisel bakmaya çalışıyorum. Bu maNga için çok iyi bir şey belki. Ikinci olmaları süper bir şey. İkinci olmaları kendi isimlerini yutdışında duyurmaları bir şekilde artık İngiltere, Fransa, Almanya gibi yerlerden çıkan bir çok grup uluslar arası platformda seslerini duyurabiliyorlar. Biz bu güne kadar bunu yapamadık. Bi şekilde bu yolu açabilecek insanlardan olmaları onlar için zaten mükemmel bir şey, bizim için çok iyi bir şey olacağı için çokta istiyordum maNga’nın 1. ya da 2. olmasını. Burdan taktirlerimi sunuyorum gerçekten süper bir performanstı.

 

"Yazdan Sonraki Dönemde Almanya'ya Gitmeyi Planlıyoruz"

14.  Almanya’da son 4-5 yıldır nerdeyse hiç yoktan,  Türk Rock müziği dinleyen ciddi bir kitle oluştu.  Sizce bu müziğe oluşan ilgi nerden geliyor?

Caner: Türkiye’de Rock müzik bundan 5 sene önce popüler değildi. Şuan çok popüler. Nerdeyse popüler dediğimiz sanatçıların bi kaçtanesi rock müzik sanatçısı zaten. Türkiye’de rock müziğinin gelişmesinin orda da aynı şekilde etkisinin olduğunu  düşünüyorum. Bu bir. İkincisi yurtdışındaki Türk’lerin ve başka insanların internetle her yere ulaşabiliyor olmasından kaynaklı artık Türkiye’deki, İzlanda’daki, sallıyorum Ermenistan’daki grupları rahatlıkla takip edebildiklerini düşünüyorum. Bununda bir etkisi vardır mutlaka. Bu arada Almanya’ya da gelmeyi çok istiyoruz. Bu sene yazdan sonraki dönemde Almanya’ya ve Almanya’nın dışında gurbetçilerin yaşadığı bir çok ülkeye gitmeyi planlıyoruz.  

 

 

 

Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Eylül 2010 20:54 )